Mevzuatımızda Dernekler

dernek_danismanligi-yazi-1

Türk Medeni Kanunu’na göre sivil alanda faaliyet gösteren dernekler tüzel kişiliğe haizdir. Bu tüzel kişiliğin hak ve borçları Türk Medeni Kanun’da açıkça düzenlenmiştir. Öğretide tüzel kişiliklere ilişkin çok farklı tanımlamalar bulunmakla birlikte çoğunlukla kanun çizgisinde tanımlamalar yapıldığını görmekteyiz.

“Yapılarını oluşturan unsurlara göre tüzel kişiler, kişi toplulukları ve mal toplulukları olmak üzere iki farklı şekilde karşımıza çıkabilir. Tüzel kişiliğin amacını gerçekleştirmek üzere kişilerin bir araya gelmesiyle kurulan tüzel kişiliklerin kuruluş şeması, ilgili kişi topluluğu üzerine inşa edilir. Dernekler manevi amaçlarla (maddi, iktisadi olamayan) ve kişi toplulukları şeklinde kurulan tüzel kişilerdir.”

“Dernekler kişi topluluğu biçiminde tüzel kişilerdir. Bununla birlikte şirketlerden farklı olarak kazanç paylaşma amacı güdemezler, derneğin amacı “ideal amaç” veya “manevi amaç” olarak ifade edilir. Uygulamada bilimsel amaçlı dernekler kurum, siyasi amaçlı dernekler parti, sportif amaçlı dernekler kulüp, esnaf ve sanatkâr dernekleri oda ve mesleki dayanışma dernekleri sendika olarak isimlendirilmektedir.”

Anayasadan sonra derneklerin detaylıca düzenlendiği kanun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunudur. Bu kanunda derneklerin kurulması, tüzüğü, üyeliğe ilişkin düzenlemeler, organları hak ve yükümlülükleri, sona ermesini, örgütlenmesini ve gelirleri gibi temel hususları düzenlemektedir.

Medeni Kanun, dernekleri 56-100. maddeleri arasında “Dernekler” başlığı altında düzenlemektedir. Türk Medeni Kanun’un İkinci Bölümde Dernekler düzenlenmiş olup kanunun 56. maddesinde “Dernekler gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.” 57. maddesinde ise “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.” hükmü bulunmaktadır.

Bu hüküm doğrultusunda dikkat edilmesi gereken husus en az yedi kişinin herhangi bir şekilde izin almaksızın dernek kurabileceği, bu hükmün de belirtilen “izin almaksızın” ibaresi örgütlenme özgürlüğü bağlamında çok önemli olduğunun altının çizilmesi gerekmektedir.

Yine aynı kanunun 63. maddesinde “Hiç kimse, bir derneğe üye olmaya ve hiçbir dernek de üye kabul etmeye zorlanamaz” devamında bulunan 66. maddesinde “Hiç kimse, dernekte üye kalmaya zorlanamaz” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda dernekler örgütün amacı doğrultusunda, faaliyette bulunacak insan kaynağına üyelik yöntemiyle kavuşabileceği ve bir sivil toplum örgütüne üye olmanın kanunla sınırlandırılmadığı gibi üyelikten ayrılmada katı kurallar bulunmamaktadır.

Son olarak derneğin özgürce gelir elde etmesi hususu önemlidir. Çünkü bir sivil toplum örgütünü ayakta tutan iki unsurdan birincisi insan kaynağı yani üyelik ikincisi ise gelir kaynağı yani bağış, yardım toplama vb. gelirlerden oluşmaktadır.

Medeni Kanun’un 99. maddesinde “Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek faaliyetleri sonucunda veya dernek malvarlığından elde edilen gelirler ile bağış ve yardımlardan oluşur.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm kapsamında dernekler elde ettikleri gelirleri amaçlarını gerçekleştirmek için kullanırlar.

Bu kanun hükmü tıp ki örgütlenme özgürlüğü, üye olma üyelikten ayrılma özgürlüğünde olduğu gibi gelir elde etme yöntemlerinde de özgürce hareket edebileceği anlamına gelmektedir. Kamu otoritesinin bu alana müdahale ederken anayasada bulunan sınırlandırmalar çerçevesinden ayrılmadan tedbir alması gerekmektedir. Ancak bu hiçbir şekilde keyfi şekilde sınırlandırma ve kısıtlama şeklinde olmamalıdır.

 

Kaynak : Av. Mustafa Gümüş – DergiPark